Her şey bir gün canınızı yakabilir, Fibromiyalji her gün!!!

Her gün yorgun mu uyanıyorsunuz? Her yeriniz ağrıyor mu? Boynunuz, sırtınız kaskatı kesiliyor mu? Vücut ağrılarınız yetmezmiş gibi bir de sürekli başınız mı ağrıyor? Uykunuzu alamıyor musunuz? Günlük yaşantınıza devam edemeyecek kadar ağrılardan yoruldunuz mu? Doktor doktor gezdiniz ve bütün tetkikleriniz yapıldığı halde bir şey çıkmıyor mu? Bir hastalığınız olduğunu ve kimsenin bunu teşhis edemediğini mi düşünüyorsunuz? Sorununuzun psikolojik olduğu ve antidepresan kullanmanız gerektiği mi söyleniyor? Sağlıklı insanlara özenerek mi bakıyorsunuz? Kimse halinizden anlamıyor ve ağrılarınızdan bir türlü kurtulamıyor musunuz?

Ne yazık ki bu sorunları yaşayan çok insan var! Bu sorunları yaşayan birçok insan için oklar fibromiyaljiyi gösteriyor. Fibromiyalji, hastalar tarafından öldürmeyen fakat süründüren bir hastalık olarak tarif ediliyor. Kimi uzman bu hastalığı bir yumuşak doku romatizması olarak kabul ederken bazıları da psikolojik bir rahatsızlık olduğunu düşünüyor.

Yukarıda bahsettiğim yaygın şikayetler 1990 yılına kadar tıp dünyasında çok çeşitli isimlerle anılıyordu. 1990 yılında Amerikan Romatoloji Derneği günümüzde bütün dünyada kabul gören bu ismi tanıdı: “FİBROMİYALJİ”

Fibromiyalji’si olan bir hastada vucudun herhangi bir yerinde olan ve zaman zaman başka bölgelere yayılan ağrı vardır. Bu ağrıların sebebi hakkında çok çeşitli teoriler olsa da günümüz modern tıbbında, fibromiyaljinin nörolojik temelli olduğu ve ağrıların çoğunun beyin sinirlerinden gelen sinyallerin çoğaltılmasının bir sonucu olduğu görüşü hakimdir. Bir diğer açıklama, ağrı olayının beyinde farklı algılanması ve bu bozukluğun vücuda olumsuz ve daha çok ağrı şeklinde yansımasıdır.

Basit bir ifade ile, beyinden yayılan ve vücudun fonksiyonlarını düzenleyen elektro-biyo-kimyasal sistemde bir karmaşa vardır. Bunu, tıp terminolojisine aşina olmayan hastalarımız için bir benzetme ile örnekleyecek olursak; vücudumuzu oldukça yoğun bir trafiği olan kalabalık bir şehire benzetirsek, zaman zaman belirli bölgelerde trafik ışıklarında arıza olmakta ve o bölge trafiğinde karmaşa yaşanmatadır. Üstelik o bölgenin arızası bitmeden her an başka bir bölgede veya birkaç bölgede birden bu sorunlar ortaya çıkmaktadır.

Fibromiyalji ağrısını nasıl ifade edebiliriz?  Eğer apandisit ya da migren ağrısını tarif etmemi isteseydiniz bu çok kolaydı. Ancak iş fibromiyalji olunca ağrıları bir kalıba koymak oldukça zor. Zaman zaman, sanki, travma sonrası morarmış bölgedeki gibi; belirli bir alana çökmüş künt bir ağrı. Zaman zaman, bıçaklanma gibi; keskin ani başlayan, zaman zaman nabız gibi atan, zonklayıcı bir ağrı ve bazen de yanık ağrısı gibi. Üstelik, bu ağrılar, çok zaman birbirlerine karışır ve şiddeti artıp azalabilir. Yukarıdaki trafik ışıklarının arızası örneğinden gidersek, trafik tıkandı! Nasıl bir sorun oluşur?  Mecidiyeköy gibi büyük bir kavşak bölgesinde oluşacak sorun ile Anadolu kavağı gibi uç bir bölgede oluşacak sorun birbirinden farklı olmaz mı?  Hangisi daha kısa sürede çözülür?  Hangisi gazete TV haberi olur?  Bir düşünün…. Bu olay iş çıkış saatinde olsa, ya da yağmurlu bir hava da olsa etkisi daha fazla hissedilmez mi?

Yukarıdaki trafik örneğinde demiştik ki: “Yağmurlu bir havada ya da iş çıkışı saatlerinde, trafik tıkansa sorun daha da artar!” Fibromiyalji hastaları bir de grip olsa, diabeti ortaya çıksa, tansiyonu yükselse, merdivenlerden düşse, eşi ile kavga etse, çocuğunun sigaraya başladığını öğrense, en sevdiği vazoyu kırsa, yemeği ocakta unutsa, metrobüse binerken ittirilip kaktırılsa...  “Oooooofff, off bunlar normal bir insanı bile sıkıntıya sokar. ” Kaldı ki buna benzer sorunlar fibromiyaljili bir hastanın şikayetlerini katlayabilir ya da en azından tahammülünü azaltır.  Hatta ve hatta, çok daha önemsenmeyecek olumsuz durumlar bile kişiyi etkileyebilir. Mesela komşusu çöpü erken kapıya çıkartmış, eşi işe giderken güle güle dememiş, yemeğin tuzu az olmuş, ütü masası gırç gırç ötüyormuş… Herşey daha çok batmaya başlar. Yaralanma, hastalık, stres (duygusal veya fiziksel) ve yorgunluk gibi etkenler belirtileri daha da artırabilir. Bazen çeşitli yiyecekler (katkı maddeleri), kimyasal maddeler (kozmetikler, deterjanlar) veya fizyolojik bedensel zorlanmalar (adet döngüsü) gibi belirli tetikleyiciler (semptomları arttıran şeyler) vardır.

Sadece ağrı olsa…..

Fibromiyalji hastalarının şikayeti tanımlamakta zorlandığımız “ağrı”dan ibaret olsaydı…  Belki işimiz bir derece kolay olabilirdi. Ama maalesef ağrının yanı sıra ağrıya eşlik eden birçok belirti vardır. Mesela yorgunluk! Uyuyup uyanınca daha da artan bir yorgunluk!!! Düşünebiliyor musunuz?  Akşamdan bir kas gevşetici içmişsiniz sabaha kadar uyumuşsunuz; uyanınca akşamki yorgunluğunuz daha da artmış üstüne üstlük eklemlerinizde tutukluk var.  Zor…

Uyku bozuklukları ve buna bağlı sıkıntılar… Zihinsel yorgunluk, depresif durumlar, kaygı hali, ve sıkıntı hissi kendi içinde kısır bir döngüye girdi mi beraberinde onlarca başka sorunu tetiklemez mi? Mesela kilo alma, tam tersi zayıflama, saçlarda dökülme, dişlerini gıcırdatmaktan çenede ağrı, vucut direncinde düşme, iş hayatında sıkıntılar, halsizlik, güçsüzlük, konsantrasyon kaybı, iş hayatında sıkıntılar, aile hayatında sıkıntılar…

Fibromyaljisi olan bir kişi çalışıyorsa iş yerinde çeşitli zorluklarla yaşar adapte olmakta güçlük çeker. Birçoğu, işinden ayrılmayı düşünür ya da daha az stresli ortam arayışına girer. Gerçekçi olalım, bu her zaman mümkün değildir. Peki ya fibromiyaljisi olan kişi ev hanımı ise? Neyi, nasıl değiştirecek? Üstelik sıklıkla çevresinde en değer verdiği kişiler, eşi, çocukları ve diğer yakınları bile halinden anlamaz…

Hastalar ağrılarını çeşitli benzetmelerle anlatırlar. Çok zaman  bu anlatımı yapmaktan mutlu olduklarını sanırsınız.

 “ Ağrılar belimin yanlarından başlıyor, bacağımdan dizime doğru yılan gibi gidiyor. Diz kapağımın oradan arkaya dönüp vucudumun sağ yanından yukarı tırmanmaya başlıyor ve sol omzuma geçerek bir ton ağırlık gibi çöküyor.”

Bir süre sonra, fibromiyaljisi olanların çevresindeki ailesi ve iş arkadaşları bu anlatımı kanıksar ve dinliyormuş  gibi yaparlar ve bu şikayetleri ciddiye almazlar. Onların ağrı yakınmaları ile pek ilgilenmeyip “He.. hımm. Yaa” deyip geçiştirirler.

Fibromiyalji hastasını, günlük işleriyle baş edememekle, ilişkilerinde başarısız olmakla, ideal bir anne-eş-evlat olmamakla suçlayıp, “oram ağrıyor, buram ağrıyor “numarası yaptığını düşünürler.  Üstüne üstlük “Şu işini şöyle yapsan bir yerin ağrımayacak”, “Erkenden kalkıp evi toparlasan, yemekleri yapsan, öğleden sonraya iş kalmaz. Sen de biraz dinlenirsin. Akşamları ağrın olmaz. Sende böyle ağrılı asık suratlı olmazsın…”, “Bak bu lavoboda biriken bulaşıklar var ya! İşte seni hasta eden bunlar. Burası ne kadar temiz olursa sende o kadar iyi olursun.”, “Ne gerek var, her gün bütün kanepeleri çekip altını temizlemeye, üç günde bir camları silmeye” ,“ Senin bir hobin yok! Doğru dürüst bir arkadaşın yok! Kendine sarıyorsun vücudunu dinliyorsun ağrıların oluyor.” gibi ifadelerle kişinin yetersiz, faydasız, dağınık ya da aksine aşırı titiz olduğunu ve ağrılarında bu yüzden ortaya çıktığını ima ederler.  

Yukarıda abartılmış ifadelerle anlattığım kadar olmasa da, fibromiyaljisi olan bir çok kişi, ağrıları ve etraflarındaki insanların verdiği akıl arasında, sıklıkla ilaç kullanarak ve çeşitli uygulamalar deneyerek yol almaya çalışırlar. Zaman zaman, bunun gibi bir yazıyı, gazete veya dergi köşelerinde bulur orada verilen önerilere uymaya çalışırlar. Zaman zaman konuyla ilgili bir TV sağlık programını izleyerek motive olurlar ve günlerini hep bir arayışla geçirirler.

İşte tüm bu eleştirilerve arayışlar, hastaları insanlardan uzaklaştırıp depresyona sokar ve hastalar kendi fibromiyalji şarkılarının sözlerini tekerlemeye başlar: “Kimse beni anlamıyor…”   Fibromiyalji mi depresyona sokar, yoksa depresyon mu fibromiyaljiye sebep olur ikilemi, yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan çıkar? durumuna benzer. “Oofff !!!”  Ne kadar sinir bir hastalık…

Bir de fibromiyaljinin kardeşi olan hastalıklar var:  kronik yorgunluk sendromu, irritabl bağırsak sendromu, miyofasiyal ağrı sendromu, romatizmal artrit ve multipl skleroz, uyku bozuklukları özellikle de uyku apnesi ve huzursuz bacak sendromu gibi hastalıklar olduğu zaman, Fibromiyalji de bu durumu fırsat bilip hemen ortaya çıkar.

Fibromiyalji 30 yaş üzeri hanımlar arasında daha yaygın.

Fibromiyalji 30 yaşın üzerindeki hanımlar arasında çok yaygın bilinir. Zaten örnekleri verirken de hastalarım arasında en yaygın olan etkileşimlere yer vermişim… Ancak sanıldığının aksine sadece hanımlar değil,  erkekler, hatta gençler dahil olmak üzere her yaştan, kültür ve sosyoekonomik seviyeden insanlar fibromiyaljiden muzdarip olabilir.

Fibromiyaljinin Nedeni ? Stress, Genetik, Beslenme?

Bazı araştırmacılar fibromiyaljinin daha çok strese bağlı olduğunu ve mükemmelliyetçi insanlarda görüldüğünü, genetik yatkınlığın bunda bir rol oynadığını ileri sürseler de fibromiyaljinin net bir nedeni yoktur. Kişilerin yaşadıkları psikolojik ve fizyolojik travmalar, olaylara yaklaşımları, stres, beslenme alışkanlıkları, sıcak-soğuğa vücudun gösterdiği tepki gibi birçok etkenden söz ediliyor. Fibromiyalji bir sendrom olarak sınıflandırılır; yani fibromiyaljide bilinen bir patoloji olmaksızın, belirti ve semptomlardan oluşan bir problem yumağı ile karşı karşıyayızdır.

Objektif bir teşhis yöntemi yok !

Fibromiyaljiyi teşhis edebilen herhangi bir laboratuar yöntemi yoktur.  Doktorlar, hastanın hikayesini sorgulayıp muayene ve çeşitli tetkikleri yaptıktan sonra, birçok benzer durum ve hastalığın ayırıcı tanısını yaparak teşhis koyarlar.

Amerikan Romatizma Birliği (ACR) tarafından, kabul edilen bir yönteme göre, insan vücudunda işaretlenen 18 noktanın en az 11’inde ağrı olması ve bu ağrıların 3 aydan fazla bir sürede devam etmesi ile fibromiyalji, tanısı koyulur.

Fibromiyaljinin Tedavisi

Fibromiyaljisi olan insanlar genellikle hastalık hakkında bilgili bir doktor bulma ve bir tedavi yöntemi bulmada genelde zorluk çekmezler.  Pratisyen olsun, uzman olsun, hemen hemen tüm doktorlar, doktorlar bir yana hemşireler, sağlık memurları, hatta tıp mensubu olmayan kişiler dahi bu hastalığın uzmanıymış gibi yorum yapabilir. Bu satırları okuyan sizler bile az ya da çok bazı ortamlarda fibromiyaljiden bahsedilirken yorum yapabilir hale geleceksiniz.  Bu ironik yaklaşımın sebebi, aslında hastalığın tedavisinin çok zor olması, mevcut tedavilerin, bazı hastalarda olumlu sonuç verirken bazı hastalarda işe yaramaması, hastalığa neden olan etkenlerin her insanda farklı olması ve kişiye özel tetikleyici sebebinin bilinmemesidir.

İlaçlar, yan etkileri, bağımlılık, depresyon, geleneksel tıp…..

Fibromiyaljinin birçok tedavi yöntemi vardır. İlaç tedavisi bunların başında gelir. Reçete edilebilen, tıp kitaplarına girmiş Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği bazı ilaçlar vardır. Fibromiyaljisi bulunan kişilerde depresyon sık görüldüğünden genelde antidepresan ve ağrı kesici grubundan olan ilaçlar reçete edilir. İlaçlar, bazı hastalara iyi gelir ama bazılarında istenilen sonucu vermez. İlaçların bilinçsizce kullanımı bağımlılığa sebebiyet verebilir. Bazı hastalar da psikiyatr veya psikologlar ile görüşerek hastalıklarına çare ararlar. Ancak, fibromiyaljiyi tek başına psikiyatrik bir problem olarak göstermek doğru değildir.

Hastalar uzun yıllardan beri dahiliyeciler, fizik tedavi uzmanları, romatologlar, nörologlar, ortopedi uzmanları arasında mekik dokumuşlardır. Son yıllarda buna masaj terapistleri, kayropraktik uzmanları, fizik tedavi uzmanları ve diğer tamamlayıcı ve alternatif tıp uygulayıcıları da eklenmiştir. İlaçları, fizik tedaviyi ve modern tıbbın önerilerini deneyen kişiler, bunlardan istedikleri somnuçları elde edemediklerinde ister istemez farklı arayışlara yönelirler. Bu noktada bilinçli olmak, araştırmak, güvenilir olmayan uygulama ve kişilerden kaçınmak gerekir. Kişilere tek ve kesin bir yol haritası çıkarmak, çözüm sunmak söz konusu değildir zira her fibromiyalji hastasında her ilaç ve uygulama aynı sonuçları vermez. Daha önce de söylediğim gibi fibromiyalji kişiye özel bütüncül bir yaklaşım gerektirir.

Fibromiyaljiyi, sanki bu yüzyılın, modern yaşam tarzının, ortaya çıkardığı yeni bir hastalıkmış gibi lanse ediliyor. Ancak fibromiyalji, çeşitli isimler ve teorilerle birçok kültürde yüzyıllardır mevcut.  Mevsim, ayın çekim gücü, sıcak-soğuk, nem gibi çevresel faktörler, aile-iş-komşu-akraba ilişkileri, işyeri-ev ortamı şartları, kişinin mizacı (ve hatta otobüste telefonla yüksek sesle konuşan kişiye duyulan öfke J)  gibi birçok etken sebep bu duruma. Sonuçta kabul edilmesi gereken bir şey var. O da, fibromiyalji hastasının vücudundaki biyo-elektrik ve biyo-kimyasal ağda tam olarak açıklanamayan bazı kısa devrelerin-tıkanıklıkların bu durumu tetiklemesi.

Her ne kadar tıp, fibromiyaljide nedeni ortaya kesin olarak koyamasa da tedavisinde çaresiz değiliz, çok şey öğrendik, çok yol kat ettik. Karamsar olmak kimseye fayda vermez. Vücudun kendini iyileştirme gücü içimizde bir yerlerde gizli. Yeter ki bize iyi gelecek doğru yöntemi bulalım!  Çaresizlik umutsuzluk aşılamayalım kendimize ve yakınlarımıza… Halden anlayalım J Fibromiyalji gerçekten vücudumuzda kontrolümüz dışında oluşan fizyolojik bir durum ancak kontrolü ele almanın zamanı geldi!!!!!